Gelmez Eşiğin Hikmeti
Derler ki insan, hayatı boyunca bir kapının önünde bekler.
Kapının ardında ne olduğunu bilmeden…
Ama açıldığında her şeyin değişeceğine inanarak.
O kapıya “eşik” derler.
Ve her insan, kendi eşiğinin önünde yaşar biraz.
**
Bir zamanlar, içi daralan bir yolcu vardı.
Ne bir yere aitti ne de bulunduğu yer ona ait gelirdi.
Yine de içinde tuhaf bir inanç taşırdı:
Bir gün bir şey olacak-
ve o gün, hayat başlayacak.
Bu yüzden acele etmezdi.
Beklerdi.
Sabahları uyanırken derdi ki:
“Henüz değil.”
Yürürken, konuşurken, yaşarken…
Hep aynı his eşlik ederdi ona:
“Henüz vakti değil.”
Çünkü içten içe bilirdi-
bir eşik vardı.
Aşılması gereken bir eşik.
O eşiğin ötesinde
nefes almak kolay olacaktı.
Sözler yerini bulacaktı.
İnsanlarla karşılaşmak bir yük değil, bir sevinç olacaktı.
Gündeliğin içinde, sebepsiz bir iyilik hali bulacaktı.
Ama henüz değil.
**
Günler geçti.
Mevsimler değişti.
Yolcu beklemeye devam etti.
Bazen çalıştı, çabaladı.
Ellerini toprağa soktu, bir şeyler inşa etti.
O anlarda umut vardı içinde.
Sanki dünya, onunla birlikte hareket ediyordu.
Ama zor zamanlar geldiğinde…
O da diğerleri gibi yaptı.
Bekledi.
Ne beklediğini bilmeden.
Ama bir şeyin mutlaka geleceğine inanarak.
**
Bir gün bir bilgeye rastladı.
Bilge ona sordu:
“Ne arıyorsun?”
Yolcu dedi ki:
“Bir eşik var. Onu bekliyorum.”
Bilge gülümsedi.
“Nasıl bir eşik?” diye sordu.
Yolcu sustu.
Çünkü tarif edemiyordu.
Ama hissettiğini sandığı bir şeydi bu.
Bilge başını salladı.
“İnsanlar,” dedi,
“yüzyıllardır aynı eşiği bekler.
Kimi ona kader der, kimi mucize.
Kimi kurtarıcı bekler, kimi işaret.”
Sonra biraz yaklaştı ve fısıldadı:
“Hiçbiri gelmez.
Ve gelmemesi de gerekir.”
Yolcu önce öfkelendi.
Sonra sustu.
Çünkü içinde bir şey,
bu sözün doğru olduğunu biliyordu.
Bilge devam etti:
“Beklediğin eşik yok.
Ama seni bekleten şey gerçek.
İnsan, kendi hayatının önünde
bozulan oyuncağını tamir ettirmek için bekleyen bir çocuk gibi durur.
Hem sabırsız
hem hareketsiz.”
**
Yolcu ilk kez o an anladı.
Yıllardır beklediği şey,
onun hayatını başlatacak bir kapı değildi.
Onu durduran bir hikayeydi.
**
O gün yolcu, ilk kez beklemeden yürüdü.
Ne değişti?
Hiçbir şey.
Ama ilk kez,
yapmadıklarının bahanesi yoktu artık.
İlk kez,
hayatın bugün olduğunu hissetti.
Eksik.
Tamamlanmamış.
Ama gerçek.
Derler ki o yolcu hala yürür.
Artık bir eşik aramaz.
Çünkü bilir:
İnsan, hayatını değiştirecek bir anı beklediği sürece
yaşamın dışında kalır.
Ve bilir ki:
Gerçekte eşik yoktur.
Eşik, hiç gelmeyecek olanı beklemeyi bıraktığın andır.


