Sabır Pasiflik Değildir: Kedilerden Öğrendiklerim #1
17 yıldır hem evde hem sokakta kedilerle iç içe yaşayan biri olarak, zaman zaman durup düşünüyorum: Kediler beni ne çok dönüştürdü.
Sakinlikleriyle, oyunbazlıklarıyla, anlamlı bakışlarıyla…
Her birinin kendine özgü mizacıyla, kurdukları hassas ilişki dengesiyle…
Sessiz ama derin minnetleriyle, bağlılıklarıyla ve o kendilerine has bağımsızlıklarıyla.
Yaşattıkları sevinçlerle, korkularla ve kayıplarının ardından içimde kalan derin yasla.
Şunu fark ediyorum:
İnsan olma yolculuğumda, kediler sandığımdan çok daha derin izler bırakmış.
Türcü bakış açımın yıkılmasında, doğayla temasımın derinleşmesinde, insana ve hayata daha bütüncül bakabilmemde onların payı büyük.
Dikkatimin bir bölümünü kedilere verdikten sonra artık daha sakin, daha sabırlı, daha duyarlı, daha özenli, daha had bilen, daha farkındalıklı, daha akışta, daha insan bir insan olduğumu iddia edebilirim.
Bu yüzden bu yazı dizisi, kedileri anlatmaktan ziyade, onlardan öğrendiklerim üzerinden, insanı yeniden düşünmek için.
İlk önce sabırla başlamak istedim.
Sabır pasiflik değildir
Sabır, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir erdem. Geri çekilmekle, vazgeçmekle, edilgen kalmakla karıştırılıyor.
Oysa bence sabır, henüz zamanı gelmemiş bir şey için içsel olarak hazır kalabilme halidir.
Ne erken davranmak ne de vazgeçmek.
Sadece doğru an gelene kadar kendini dağılmadan tutabilmek.
Kedilerden öğrendiğim en net şeylerden biri sabır oldu: Aktif bir sabır.
Hiçbir şey yapmadan beklemek değil. Umut ederek, dikkatle, hazır olarak beklemek.
Akşam eve döndüğümde beni bekleyen altı kedi var. Merdivenden gelen ayak seslerimi tanıyıp kapıya dizilen. Daha ben binaya girmeden, sokağa bakan pencerede bekliyorlar. Sadece evdekiler değil; sokakta her gün karşılaştığım kediler de aynı sabırla orada oluyor.
Her akşam.
Her sabah.
Mama ve sevginin geleceğini bilerek, vazgeçmeden bekliyorlar.
Sabır, tam da böyle bir şey; bilinçli bir umutla beklemek.
Kediler sabırlı oldukları kadar sabır da bekler.
Bir kediyle olan ilişkinizde en çok ihtiyaç duyacağınız şey olan güven inşası için bolca sabra ihtiyaç duyarsınız.
Bir kedinin yeni bir ortama ya da eve yeni gelen bir kediye alışması için sabır gerekir. Onların talep ettikleri rutinleri sağlayabilmek sabır ister.
Bu açıdan sadece kediyi gözlemleyerek değil, onunla yaşayarak da size ilk armağan edeceği şey, hayatınızın diğer safhalarına yayılacak bir sabır olacaktır.
Aktif Bir Bekleyiş
Bir kedi avını ya da sevdiği bir şeyi beklerken-bunu saatlerce yapabilir- hareketsiz gibi görünür.
Ama aslında tüm dikkati açıktır.
Gözleri, bedeni, sezgileri…
Her şeyiyle o ana hazırdır.
Bekler.
Ama vazgeçmez.
Beklemek, onun için pes etmek değildir.
Belki de bu yüzden sabırları sakindir.
Çünkü sadece beklemezler, aynı zamanda güvenirler.
Doğru anın geleceğine, çabanın karşılıksız kalmayacağına, beklemenin boşa gitmeyeceğine.
Öncesinde ben sabretmeyi, bir şey yapmadan durmak sanmışım. Durup sadece beklemek.
Oysa sabır, bazen en yoğun hareketin içsel halidir.
Tüm duygularla tam orada olmaktır. Harekete geçmek için beklerken çaresizce değil umutlu ve hazır olmaktır. Bu aktif sabırdır ve kedilerin ava odaklandığı an bu durumu birebir resmeder.
Tam bu noktada, belki de biz insanları zorlayan şey, beklemek değil. Beklerken kontrol edememek oluyor. Çünkü biz, bir şeyin olmasını istemekle yetinmeyiz. Ne zaman olacağını da belirlemek isteriz. Sabırsızlığımız çoğu zaman zamana değil, belirsizliğe karşıdır.
Oysa kediler beklerken zamanı zorlamaz.
Kediler beklerken gerilmez.
Beklerken eksilmez.
Beklerken kendilerinden uzaklaşmaz.
Sadece hazır kalırlar.
Bize de hazır şekilde bir bekleyişi öğretirler; kendinden kopmadan bekleyebilmeyi.
Anda Kalmak
Kedilerin sabırlarının gücü tam olarak buradan gelir: anda kalabilmek.
Pek çok meditasyon öğretisi deneyimledim. Anda kalma pratikleri için mindfulness eğitimleri aldım. Yine de kedileri gözlemlemenin bana bu konuda hepsinden daha fazla şey öğrettiğini açık yüreklilikle söyleyebilirim. Çünkü asıl mesele bilmek değil, yaşayabilmek.
Kediler, beklerken dağılmazlar.
Sadece beklemez, aynı zamanda o anın içinde kalırlar.
Ne geçmişin ağırlığını taşırlar ne de henüz olmamış bir şeyin telaşını.
Zihinleri bölünmez.
Dikkatleri tek bir noktada toplanır.
Bekledikleri şey gelene kadar, o anın içinde kalırlar. Dağılmadan.
Bu yüzden odaklanıp anda kalmanın doğadaki en güzel örneklerinden biridir kediler.
Hız Çağında Sabır
Hızın değer olduğu bir çağda yaşıyoruz. Her şey hemen olsun istiyoruz. Hemen gelsin, hemen çözülsün, hemen karşılık bulsun.
Acele ediyoruz.
Ama çoğu zaman acele ederek hiçbir şeye gerçekten ulaşamıyoruz. Hız bizi ilerletmiyor, çoğu zaman sadece oyalıyor. Çünkü hız, her zaman ilerlemek değildir. Bazen sadece kendinden uzaklaşmak, yönünü kaybetmektir.
Bir de kedilere bakın. Kediler performans meraklısı değil.
Sürekli hareket halinde değiller.
Kendilerini kanıtlama telaşları yok.
Ama bu, pasif oldukları anlamına da gelmiyor. Tam tersine, ne zaman bekleyeceklerini ve ne zaman harekete geçeceklerini biliyorlar.
Belki de bu yüzden çabaları daha isabetli.
Hayatın Ke(n)di Ritmi
Bazı şeyler, ancak beklenirse olur.
Zorlanmadan, çağrılmadan, hızlandırılmadan.
Her şeyin hemen olması gerekmediğini, bazı şeylerin kendi zamanında anlam kazandığını onlara bakarak öğreniyorum.
Uzun süre gelmesi için yalvardığım bir kedinin hiç beklemediğim bir anda kucağıma yayılıvermesi kadar kendi ritminde hayat.
Çünkü ilerlemek, daha hızlı gitmek değil, doğru zamanda hareket edebilmektir.
Ve belki de asıl mesele, hayatı hızlandırmak değil, onun ritmini kaçırmamaktır.
Hayatın kendi ritmini,
Hayatın kedi ritmini…🐱



Bir yorum
Geri bildirim: